Sonat Günaçtı

Sonat Günaçtı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kadınlarımızla Uğraşmayın

A+A-

8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde böyle bir yazı yazmak istemezdim ama bu gerçeği de Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan bütün kadınlarımızın bilmesini/öğrenmesini istiyorum.

4 Şubat 2013’de Mısır/Kahire’de İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) toplantısında alınan kararlar doğrultusunda, İİT bünyesinde “Kadının İlerlemesi Teşkilatı” kuruldu. Türkiye, merkezi Kahire olacak bu Teşkilatın kuruluş tüzüğünü, “ Anayasası, kanunları ve Uluslararası (UA) anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerine uygun olarak yorumlayıp uygulayacağı” çekincesiyle imzaladı. 

Bu doğrultuda da; 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Ocak 2019’da, İİT Kadın İlerlemesi Teşkilatı Tüzüğü’nün Meclis tarafından onaylanmasını istemiş ve kanunun hükümlerini, onaylandıktan sonra kendisinin yürüteceğini belirtmiştir.

Söz konusu tüzük için çekince konulan Anayasa’nın 90. maddesi;

T.C. adına yabancı devletlerle ve Milletlerarası (MA) kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, TBMM’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. MA bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşmaların TBMM’nce uygun bulunması zorunluğu yoktur, ancak bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticari veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.

Ancak, AKP bu düzenlemeye 2004 yılında şu eki yaptı. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş MA andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurulamaz. (Ek cümle 7/5/2004-5170/7.md)

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin MA andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda MA andlaşma hükümleri esas alınır. Yani AKP’nin önerdiği bu düzenlemelerle AYM’ye götürülmesi tehlikesi ortadan kaldırılmıştır. Şimdi bu maddeye dayanılarak, Anayasasında laiklik ilkesi bulunan Türkiye’de, İİT Kadının İlerlemesi Teşkilatı’nın Tüzüğü TBMM’de onaylanmak isteniyor.

TÜZÜKTE YER ALAN MADDELER

İslami değerlerin rehberliğinde ortak İslami davranış çerçevesinde İslam medeniyetinin kadınlara saygı göstermeye ve onları onurlandırmaya yönelik olarak insanlığa verdiği armağanlarla güçlendirilerek, Kadınların ulusal toplumların siyasi ve sosyo-ekonomik kalkınmasında adalet ve fırsat eşitliği temelinde oynadıkları önemli rolü kabul ederek,

Müslüman aleminde hızla gelişen ve modernleşen bir dünyada KADINLARIN, ERKEKLERİN SAYGI DUYULAN EŞLERİ OLARAK YETİŞTİRİLMESİ EĞİTİMİ, ÖĞRETİM VE DURUMLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ ROLÜNÜN ÖNEMİNİ TEYİT EDEREK, İİT Üye Devletlerinde, İslami değerlere uygun şekilde eğitim, öğretim ve iyileştirme gibi çeşitli mekanizmalar vasıtasıyla, kapasite, yetenekler ve yetkinliklerin geliştirilmesi suretiyle kadınların rolünün geliştirilmesi ve desteklenmesi ile ilgili olarak,İİT bünyesinde İİT Üye Devletlerinde Kadının İlerlemesi Teşkilatı adıyla uzmanlaşmış bir Teşkilat kurulacaktır.

Bahse konu Tüzük incelendiğinde; her ne kadar İslam ülkelerindeki kadınların toplumdaki rollerinin ve haklarının iyileştirilmesinden bahsedilse de, “Kadınların, erkeklerin saygı duyulan eşleri olarak yetiştirilmesi, kadınların İslami değerlere uygun şekilde eğitim, öğretim alması” gibi tamamen gerici ifadeler yer aldığı ve KADINLARIN, ERKEKLERLE EŞİT HAKLARA SAHİP BİREYLER OLARAK DEĞİL, ERKEĞE TABİ BİR CİNS OLARAK” vurgulandığı görülecektir.

Anayasa’nın 90.maddesi çerçevesinde çekince konulsa dahi, bu tüzüğün, taraf olunan UA sözleşme, Anayasa ve kanunlara aykırı olduğu belirtilmektedir. 

Evet, “ Çekince hukukidir, elbette Türkiye’yi bağlayıcı bir husus değildir, ama Tüzüğün, Türkiye Anayasası ile çelişen ifadeleri için ne söyleyeceğiz.

Üstelik, Türkiye’de kadınların daha insanca ve daha fazla saygı gören bir şekilde yaşayacakları toplum düzenine kavuşması için alınması gereken bir dizi önlemler bulunmakta iken. Henüz bu önlemler alınmadan anılan Tüzüğün gündeme getirilmesi ve konunun toplumsal boyutunun dikkate alınmaması, toplumdaki duyarlılıkları ve sinir uçlarını çok ciddi şekilde etkileyebilecektir.

Öte yandan, İİT üye devletleri, birbirlerinden farklı sosyal, kültürel, ekonomik koşullara ve siyasi yapılara sahiptirler.

Üyelerden biri, İslam Krallığı S.Arabistan iken, diğeri laik, demokratik bir hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’dir ve Türkiye, İİT içindeki tek laik devlettir. 

Dolayısıyla Türkiye, İslam bünyesi içinde kadına karşı duyarsız davranan bazı anlayışlar varsa, öncelikle bunların düzeltilmesini ve insanca bir kadın anlayışının yerleştirilmesini dile getirmeli ve İİT’ ye de rol model olmalıdır.

Ancak, hukuki bir takım gerekçelerle kendimizi kurtarırız anlayışı içerisinde davranmakla, sadece ve sadece toplumumuzu ve kadınlarımızı incitir/yaralarız.

Bu çerçevede, söz konusu yasanın onaylanma zamanlamasının gerek yerel seçimler öncesinde gündeme getirilmesi, gerekse kadına dönük duyarlılığın aşındırıldığı bir döneme denk getirilmesi ve en önemlisi de bu Tüzüğün Meclis gündemine taşınması, sadece kazanılmış kadın haklarına dair bir tehdit değil, temelini şeriattan alan hükümlerin “Cambaza bak Cambaza” taktiği ile gündelik hayata dayatılmasına yönelik bir ön yoklama olduğu hususunu akıllara getirmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar